Dijital Dünyada Bir Hak İhlali; Mahremiyet

Dijital dünya diye yeni bir yaşam alanının hayatımıza girmesiyle beraber yaşamımızda bazı değişiklikler oldu. Gerçek dünyada yaşadıklarımızın bir kısmını artık sanal dünyaya aktarmaya başladık. Öyle ki bazı zamanlar dijital dünya gerçek dünyanın önüne geçti. Duygularımızı, düşüncelerimizi dijital dünyada daha çok haykırır olduk ve dijital dünyanın bize tepkisini daha çok önemser olduk. Sanal alemde gülmeye ağlamaya başladık. Whatsapp durumumuzun kaç kişi tarafından görüldüğünü defalarca kontrol etme alışkanlıklarımız doğdu. Facebook’ta ki beğeniler bizleri kısa bir zaman da olsa mutluluğa sevk eti. Tüm bu yaşayışların ardından dijital vatandaşlık kavramı ister istemez doğdu. Öyle ki böylesine sıkı sıkıya bağlı olduğumuz dijital dünyada bazı hak ve sorumluluklarımızın olmaması düşünülemezdi. Hatta bununla ilgili dijital vatandaşlık eğitimleri müfredatlarda yerini almaya başladı.

Bu yazıda dijital dünyayla ilgili bizi ilgilendiren mevzu yetişkinlerin nasıl davranması gerektiği vs. değil. Bu yazıdaki gayemiz kendini ifade edemeyen bebeklerle ve çocuklarla ilgili haklara riayet etmek, mahremiyetlerine özen göstermeye teşvik etmek.  Eğer bir ebeveyn 17 yaşındaki çocuğunun mahremiyet icap ettiren bir fotosunu paylaşmak isterse muhtemelen çocukla ebeveyn arasında bir çatışma yaşanır. Çocuk ya fotoğrafın paylaşılmasına karşı çıkar ya da paylaşılmışsa kaldırılmasını talep eder. Küçükken paylaşılan fotoğraflar, videolar vs. muhtemelen çocuk büyüdüğünde onu rahatsız edecektir. Hukuksal açıdan baktığımızda 17 yaşında bir çocuğun fotoğraflarını paylaşmakla bir bebeğin fotoğraflarını paylaşmak aynı.

Çocukların özel yaşamlarını dijital medyaya sunmak iki mevzuyu incelemeye teşvik eder bizleri. Birincisi yukarıda anlatıldığı gibi çocuğun mahremiyet hakkını elinden almak,… İkincisi ise ebeveynlerin kendilik algısı ve değerini çocukları üzerinde pekiştirmeye çalışması.

Eğer ebeveynler çocuklarının farklı hallerini herhangi bir kısıtlama ihtiyacı hissetmeden paylaşıyorsa orada psikolojik olarak bazı ihtiyaçlardan söz etmek gerekmektedir. Bunlar ebeveynlerin beğenilmek ve onaylanmak ihtiyacı. Böyle olumsuz bir durum aile ve özellikle çocuğun kişiliği üzerinde olumsuz bir etki oluşturabilmektedir. Bu şekilde yetiştirilen bir çocuk zamanla mutluluğu ve öz güveni dijital dünyadaki onaylanma ve beğenilmeyle aramaya yönlendirebilir. böyle bir çocuk fiziksel olanın ve görünüşün her şeyden daha önemli olduğunu düşünür.

Sürekli teşhir edilen bir çocuğun mahrem ihtiyacı zedelenmiş bir yetişkin olabileceğini söylemek çok da zor değildir….

Anne-babalar bu paylaşım ihtiyaçlarının neden kaynaklandığını düşünmelidirler; görülme, beğenilme, onaylanma, övünme…. eğer kişisel ihtiyaçlar çocuk üzerinden giderilmeye çalışılıyorsa anne baba bu alanda bazı düzenlemeler yapmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir